Haber Detayı
07 Temmuz 2012 - Cumartesi 00:00 Bu haber 2178 kez okundu
 
BABALAR VE OĞULLARI
Kalbi Yeşil Kırmızı Atanların Sitesi'nin BİL-KAZAN bölümünde geçtiğimiz günlerde takipçilerimizden unutulmaz maçlarını yazmalarını istemiştik. Yazılar gelmeye devam ediyor, ilk yazılardan Doğukan Fidan'ın "BABALAR VE OĞULLARI" başlıklı yazısına haberin devamından ulaşabilirsiniz.
BIL-KAZAN Haberi


2009’un Şubat ayıydı.  Annem ile babam ayrılalı 3 yıl olmuştu ve ben hala babam ile hesaplaşamamıştım. Bugün hesap günüydü. Karşıyaka Aksoy’da başlayan tartışmamız sert bir dille devam etti ve Çarşı’ya kadar sürdü. Ben babama ağza alınmayacak laflar ettim ve ondan uzaklaşarak annem ile birlikte yaşadığım Bornova’ya döndüm.  Benim için kara bir gündü, canımdan çok sevdiğim babam ile ilk kavgamı etmiştim. Ağza alınmayacak laflar söylemiştik,  artık geri dönüşü yoktu. Bu ilişki bitmişti.

O sırada Afyon Kocatepe Üniversitesinde Sinema- TV bölümünde okuyordum ve ilk senemdi. Yarıyıl tatili için İzmir’deydim.  16 Şubatta Karşıyaka - Kasımpaşa maçı vardı. Takım Reha Kapsal yönetiminde mütevazı bir kadro ile ilk ikiyi zorluyordu ilk defa. Ve ben 10 yıldır birlikte iç saha- deplasman ayırt etmeden maçlara gittiğimiz babam ile küstüm.  Canım acıyordu ama çok ağır laflar etmiştik birbirimize,  artık geri dönemezdik. Babam olmasa da maça gitmeliyim diye düşündüm. Maça gittim. Babamın biz olmadan maça gitmeyeceğini biliyordum. O,  ne kadar fanatik bir Karşıyakalı olsa da Karşıyaka onun için evlatlarıyla güzeldi. Karşıyaka paylaştıkça güzeldi… Nitekim maçı Fuat’ın son dakika golüyle aldık. Ben golden sonra hüngür hüngür ağladım. Aslında ağladığım golün sevinci değil babamın olmayışıydı.

Ertesi gün ilk otobüsle Afyon’a döndüm,  içim acıyordu. Babamı özlüyordum ama arayamıyordum. Lanet olası gurur her şeyin üstündeydi o sıra. Okula gidiyordum aklım hep babamdaydı. Karşıyakalı babam. İlk formamı o almıştı bana, kolumdan tutup Alsancak’ta ilk maça götürdüğünde ne çok heyecanlanmıştım.  Deplasmanlara da gittik hep birlikte. Şimdi Afyon’un karlı havasında giydiğim yün atkıya baktıkça babamı hatırlıyordum.

Bana kaçış lazımdı. Ortaokuldan beri tek kaçışım olan Karşıyaka maçları geldi aklıma. Evet, Karşıyaka maçına gitmeliydim unutmak için. Fikstüre baktım ve 21 Mart 2009 günü Kartal - Karşıyaka maçı vardı. Bir İstanbul deplasmanıydı. Araştırdım ve İstanbul’a bir tren bileti aldım. Afyon’dan 20 Mart Cuma günü saat 23.30 da trene binecek ve sabah Pendik tren garında olacaktım. Benim için ilkti. İlk defa deplasman otobüsü hariç bir araçla deplasmana gidecektim. Gözümü karartmıştım, dönüşü yoktu ve İstanbul’a gidecektim. Babamla yaşadığım kötü günleri unutmalıydım. Yıllardır yaptığım kaçışı yapacaktım, Karşıyaka maçına gitmek..

20 Mart Cuma günü biraz alkol aldıktan sonra yün Karşıyaka atkımı takıp tren garına doğru hareketlendim. Karışık duygular içindeydim ama gidiyordum. Sonuçta takımımın yanında olacaktım. Hem bu sene şampiyon bile olabilirdik. Trene atladım,  biner binmez sızmışım. Gözümü Kütahya‘da açtım. Sigara içmek için araya çıktığımda iki tane Karşıyaka atkılı gence rastladım. Onlarda Kütahya’dan maça giden taraftarlardı. Hemen kaynaştık.  Karşıyakalı olmak böyle bir şey aslında her an her yerde bir Karşıyakalı karşınıza çıkabiliyor. Beraber hareket etme kararı aldık ve sabaha karşı ben ve yeni tanıştığım iki Karşıyakalı Pendik istasyonunda indik.  Kahvaltı yaptıktan sonra arkadaşlar İzmir' den gelen Karşıyakalıları aramaya başladılar. Onlardan bizim taraftarın Tuzla sahiline park ettiğini ve maç saatine kadar burada bekleyeceklerini öğrendik. Bir otobüse atlayıp Tuzla sahiline geçtik.

Sahil kısmından taraftarın olduğu iç kısma doğru yürüyorduk ve o sırada şu an yazarken bile tüylerimi diken diken eden bir an ile karşılaştım. Babam ile göz göze geldik. Babam oradaki çardakların birinde kardeşim ve en yakın arkadaşım Engin ile bira içiyordu ve biz göz göze geldik. Bir süre bakıştık, yanlarına yürüdüm, dizlerim titriyordu. Kardeşim kalkıp bana sarıldı sonra Engin ile sarıldık. Sıra babama gelmişti ve bir süre daha bakıştık. Babam ayağa kalktı ve bana öyle bir sarıldı ki hayatım boyunca unutamam. İkimizde hüngür hüngür ağlamaya başladık ( O ağlamayı o yılın sonunda Ankara’da final maçında yaşayacağımızı bilemezdik) babamın gözyaşlarından üstüm sırılsıklam olmuştu. Sanki hiç bir şey olmamış gibi sohbete devam ettik. Babam kardeşim Atakan’a para verip daha bira aldırdı, içmeye devam ettik. Maç saati gelmişti. Otobüslere yürüdük. Bende onların geldiği otobüse bindim. Elimizde bira, yanımda babam ve tezahürat başladı “Geliyoruz Karşıyaka semtinden seviyoruz seni canı gönülden”.  Babamın gözleri yine doldu.

Biz o gün o maçı kaybettik ama ben babamı,  o beni tekrar kazanmıştı. Bu müthiş bir olaydı, herkese nasip olmazdı. Çünkü Karşıyaka bambaşkaydı.  Babam Karşıyakalıydı, ben Karşıyakalıydım. Biz Karşıyakalıydık. Maçı izlemedik, bunu  düşünüp duygulandık..

Doğukan Fidan

 
Karşıyakalılardan unutamadıkları maçın hikayesini istiyoruz. Futbol, Voleybol, Basketbol farketmez, sen de unutamadığın maçın hikayesini yaz, 20 Temmuz'a kadar 
deniz@yesil-kirmizi.com adresine gönder, Yeşil Kırmızı Ekibi'nin oyları ile belirlenecek en güzel üç hikaye arasına gir ve kazan. Değerlendirme öncesi tüm yazılar sitemizden yayınlanacaktır.

 
Kaynak: Editör:
 
Etiketler:
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
İzmir
Çok Bulutlu
Güncelleme: 28.03.2018
Bugün
14° - 21°
Perşembe
11° - 17°
Cuma
- 18°
Anketler
Sizce Yalı'da ki alanın akibeti ne olur ?
İzmir

Güncelleme: 28.03.2018
İmsak
05:32
Sabah
06:56
Öğle
13:24
İkindi
16:52
Akşam
19:39
Yatsı
20:56
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı